Mutfağa her gittiğimde hayalini o sandalye de görüyorum.Sonra tıp teknisyenleri ve olay yeri inceleme polisleri geliyor.Cinayet masasından gelen polisler ifademi almak üzere beni polis merkezine götürüyor.Orada sanki sevgilimi ben öldürmüşüm gibi sorgulanıyorum.Polisler müthiş üzerime geliyor, artık dayanamayacak durumdayım. Ben yapmadım diye ağlamaya başlıyorum.Bundan sonra adli tıptan gelecek sonucu beklemeye başlıyorlar, bu süre içinde beni nezarette tutuyorlar.Eda’nın bipolar hastası olduğunu anlatıyorum.Ama çoğu polis bipoların ne demek olduğunu dahi bilmedikleri için 4-5 polise tekrar tekrar anlatmam gerekiyor.İlaçlarını içtiği durumlarda gayet neşeli ve sevecen biri olabiliyordu.Ancak ilaçlarını bıraktığı zaman depresyona girip yataktan çıkmayan ve sürekli ağlayan birine dönüşüyordu.Polisin yaptığı araştırmalar sonunda  durumun gerçekten intihar olduğunu ve ilaçlarını aşırı dozda kullandığı ortaya çıkıyor.Bu benim özgürlüğüm demek ama içimde en ufak bir sevinç kıpırtısı dahi yok.

Eda’nın canına kıyması beni içine kapanık bir adam haline getirdi. Çalışmak da istemiyordum, evde de duramıyordum.Bundan dolayı işi mi değiştirdim.Sürekli seyahat ettiğim bir işe geçtim.Normalde kazandığımdan daha az kazanıyor , çok daha fazla yoruluyordum.Tüm seyahatlerimi arabayla yapıyordum.Kafamı başka türlü dağıtamıyordum.Tüm Türkiye’yi gezerek çim biçme makineleri satıyordum.Son ziyaretim Trabzon’a idi.Orada benimle aynı şekilde çok konuşmayan bir müşteri Kenan ile arkadaşlık kurdum.Nedendir bilmiyorum sanki birbirimizi konuşmadan anlıyorduk.

Bir kaç toplantının ardından akşam bi yerlere gitmeye karar verdik.Olabildiğince kötü bir yer seçtik.Masaya oturduğumuzda yanımıza hemen iki tane kadın oturdu.Kafamı kaldırıp yüzüne bakmadım ama seslerinden anladığım oldukça genç olduklarıydı.Kadınlar yanımızda bizle sohbet açmaya çalışırken ben bu kadınların bu kadar kötü bir yerde nasıl çalışabildiklerini,nasıl bir hayatlarının olduğunu düşünüyordum.Kenan’da bende kadınların bir an önce yanımızdan gitmesini istiyorduk.Bunu söylemek için kafamı kaldırdım.O an sanki dünyadaki tüm yıldırımlar üzerimde çaktı.Karşımda oturan ve 5 dakikadır bana sırnaşmaya çalışan kişi Eda’ydı.Benim Eda’m.8 ay önce cansız bedenini bulduğum Eda’m karşımda kanlı canlı oturuyordu.Hiç bir şey söylemedim sadece mırıldanarak Eda diyebildim.İstersen senin için Eda olurum deyince kendime geldim,koşarak kaçtım masadan.Kendimi serin karadeniz havasına bıraktım.Ne düşüneceğimi ne yapacağımı bilmiyordum.Eda’m benim Eda’m Trabzon’da bir pavyonda çalışıyordu.Beni tanımamazlıktan geliyordu.

Aklını kaçırmış olmalıydı ya da orada çalışmasını zorlayan insanlardan korktuğu için bana bir şey söyleyemiyordu.Sevdiğimi oradan kurtarmalıydım,bunun için canımı dahi verebilirdim.Her gün o karanlık, kirli pavyona gidip Eda’mı görmeye başladım.Ne zaman konuşmak istersem kalkıp gitmek istiyordu.Bende sırf kalsın diye konuşmadan sadece onu izliyordum.Sanki o çirkin yerde değil yine Foça’da denize giriyor,Urla’da balık yiyor ve Çeşme’de rakı içiyorduk.Artık Trabzon’dan ayrılmam gerekiyordu ama Eda’mı bırakmak istemiyordum.Orada kalmaya karar verdim,gerekirse dilencilik yapacak ve Eda’mın yanına kalacaktım.

Sonunda işimi bıraktım ve ışık görmeyen bir ev tuttum.Çalışmak,araba kullanmak ve uyumak dışında bir şey yapmadığım için biraz birikmişim oluşmuştu.Eda artık benden rahatsız olmaya başlamıştı.Pavyondaki güvenlik görevlilerine emir vermişti beni içeri almıyorlardı.Kapıda bekliyordum, evine almayınca da kapısında yatıyordum.Bunun ne kadar devam edeceğini bilmiyordum.Eda’m beni kabul edip,eskisi gibi olana kadar gerekirse bir ömrü kapısında harcayabilirdim. Arada polis tarafından götürülüyor ve bir iki gün nezarethane de tutulup bırakılıyordum.Bu tarz engelleme çalışmaları beni yıldırmaya yetmiyordu.

Bir gün bilmediğim bir yerde uyandım.Başımda beyaz önlüklü üç dört kişi vardı.Ellerinde iğneler, ölçü aletleri ve maskeleri vardı.Yahudiler üzerinde deney yapan korkunç Nazi doktorlarına benziyorlardı.Bana sürekli sakin olmamı ve her şeyin iyi olacağını söylediler. Eda’mı bulalı neredeyse  3 ay oluyordu ama bir türlü eski haline getirememiştim.Sürekli sevdiğimi soruyordum,onlarsa bana sevdiğimin öldüğünü söylüyorlardı.Hayır ölmedi Trabzon’da yaşıyor dediğimde ise O’nun Eda olmadığı başka bir kadın olduğunu ve hayal gördüğümü söylüyorlar.Biliyorum beni ondan vazgeçirmeye ve pavyonda çalıştırmaya devam etmek istiyorlardı.Beni buraya kapattıklarından beri neredeyse 1 ay oldu.Sonunda kendime zarar vermeyeceğimi anladıklarından bu kağıt kalemi verdiler.Ben de başımdan geçenleri karalamaya başladım.Biliyorum bir gün buradan kurtulacağım ve Eda’ma kavuşacağım.Yazdıklarımı saklamak zorundayım,yoksa beni bırakmayacaklarının farkındayım.Onlar aksini iddia etseler ben Eda’mın ölmediğini ve beni beklediğini biliyorum.

CEVAP VER