Burada bizlere bir tane kurşun kalem ve sigara paketi kağıtlarından hallice kağıt veriyorlar.Bunları istersek sevdiklerimize mektup yazmak için kullanabilirmişiz. Benim kimsem kalmadı,yaptığımı sandıkları şeyden sonra herkes beni terketti. Ailem, iş arkadaşlarım, okul arkadaşlarım, dostlarım kimse kalmadı.Bende bu kağıtları son 1 yılda yaşadıklarımı anlatmak için kullanacağım.

Okulu zorda olsa bitirmiş, bir finans şirketinde çalışıyordum.Ailemizin apartmanının çatı katında tek başıma sakin bir hayatım vardı.İşime gidip geliyor, iş yerinde eğlenerek çalışıyordum.Bu eğlenmenin üzerine bir de para alıyordum.İş arkadaşlarım iyi insanlardı.Genelde benden büyüklerdi ama beni aralarına hemen kabul etmişlerdi.Bir de Eda vardı.Saçlarını sarıya boyamıştı ama diplerinden gerçek saçı çıkmaya başlamıştı.Herkeste kötü duran bu durum ona ayrı bir güzellik katıyordu.Boyu çok uzun sayılmazdı ama diğer kızlardan daha uzundu.Kahverengi gözleri vardı,teni bit su kadar berraktı.Salaş giyinmeyi sever, herkesle iyi anlaşır, ortama neşe katardı.

İşe ilk başladığım zamanlarda çok fazla ilgimi çekmemişti, bunun sebebi belki de bana yukarıdan bakmasıydı.Yada bana öyle geliyordu.Zaman geçtikçe arkadaşlarla bişiler içmeye Alsancak’a gidip gelirken Eda’da gelmeye başladı.Artık duygularım eskisi gibi değildi.İşten evime doğru yürürken imbat rüzgarları yüzüme vuruyor ve sanki O’nun adını fısıldırıyordu.Onu düşünmeden edemiyordum.Karşısına çıkıp duygularımı söyleyecek cesareti bulamıyordum.Bir gün Kordon’a sadece ikimiz çıktık.Şakalar yapıp, eğlenirken birden seni seviyorum ve senin de beni sevdiğini biliyordum dedi.Hiç bir şey söylemedim,sadece bana sarılmasını hissettim.İşte aşkımız aynı böyle 3. Sınıf romanlardaki gibi başladı.

Artık çalışma haricinde hiçbir anımız ayrı geçmiyordu.Ara sıra evine gitmek istemiyor,bende kalıyordu.İkimizde birbirimizden ayrı kalmak istemiyorduk.Bu yüzden benim evime taşınmasına karar verdik.Onunla aynı evde yaşamak rüya gibiydi.Evli gibiydik, sadece birlikte kalmak için devlete bir ton para ödeyip, insanları bir alanda toplayıp oynamalarını sağlamamız eksikti.İnsanların ne dediği umrumuzda değildi, biz birbirimizi deliler gibi seviyorduk ve birlikte olmaktan çok mutluyduk.

İşimiz gereği yılda 2 kere de olsa seyahatlerimiz oluyordu.Eda ve ben farklı departmanlarda çalıştığımızdan seyahatlerimiz de farklı zamanlardaydı.Benim bu sene ki seyahatim Yunanistan’a idi.Toplamda 4 gün kalacaktım ve bu Eda’dan ayrı kalacağım en uzun süreydi.İstemeyerek de olsa seyahate çıktım.Uçakta sürekli birşeyler karalayıp sevgimi yazabileceğim kelimeler aradım.İner inmez hemen aradım.Sonra dinlenmeden iş yaptığımız şirkete geçtim.2 gün boyunca yalnızca bir kere konuşabildik.Kendime gelip aradığımda evde ulaşamadım, işte olmaması gerektiği halde kafası karışsın diye işte olabileceğini düşündüm.İş yerini aradığımda da orada olmadığını 2-3 günlük izin aldığını öğrendim.Meraktan ölmek üzereydim, her yarım saatte bir evi aramaya başladım ama boşunaydı, kimse cevap vermiyordu.

İki günün nasıl geçtiğini hatırlamıyorum.Meraktan o kadar deliye döndüm ki,eve kontrol etmesi için arkadaşlarımı bile gönderdim ama kimse kapıyı açmıyordu.Dönüşümde havalimanından eve adeta uçarak geldim.Zili çaldım ama yine kimse açmadı.Anahtarımla kapıyı açtığım da,hayatımdaki en kötü anı yaşadım.En azından o zamana kadar öyle olduğunu düşünüyordum.Eda mutfak masasında,kafası masaya yığılmıştı.Elinde sürekli kullandığı ilacın kutusu vardı ve olması gerekenden daha az tablet vardı.30 saniye sonra anladım ki Eda’m artık yaşamıyordu.Ne bir not bırakmış ne de birşey söylemişti.

CEVAP VER