28 Ağustos – 12 Eylül 2010 tarihleri arasında oynanan ve ev sahipliğini yaptığımız Dünya Basketbol Şampiyonası bizler için müthiş bir heyecanla başladı ve aynı şekilde müthiş bir şekilde noktalandı.Milli takımlar düzeyinde en büyük başarımızı kazandığımız turnuva da bir çok maç unutulmazlar arasına girdi.

dunya_kupasi3

2004 yılında Yugoslav koç Bogdan Tanjević’i takımın başına getirdiğimizde,hedef olarak çoktan 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’nda başarıyı koymuştuk bile.Koç bize, biz de ona kayıtsız şartsız güvendik.Sonuç ne olursa olsun tek hedefimiz evimizde oynayacağımız Dünya Şampiyonası idi.Tanjeviç bu işi ne kadar ciddiye aldığını, kanser hastası olmasına rağmen takımının başında kalarak gösterdi.

dunya_kupasi2

Kimler yoktu ki kadroda.Hem oyuncu kadromuz hem de teknik ekibimiz yılların çalışmasının ürünü idi.Ender Arslan, Cenk Akyol, Barış Ermiş, Sinan Güler, Ömer Onan, Kerem Tunçeri, Hidayet Türkoğlu, Ömer Aşık, Semih Erden, Oğuz Savaş, Ersan İlyasova, Kerem Tunçeri. Teknik kadroda en az oyuncular kadar yıldız isimlerle doluydu.2001 Avrupa ikincisi olan milli takım en önemli yıldızlarından olan Harun Erdenay ve Orhun Ene kenardaydı.

dunya_kupasi1Gruplar da karşılaşacağımız 5 takım şu şekildeydi.Rusya, Yunanistan, Çin, Porto Riko, Fildişi Sahili.Gruplarda oynadığımız 5 maçı da kazanarak grubu lider tamamladık, iddiamızın ne kadar haklı olduğunu kanıtladık.İlk maçımız grubun zayıf ekiplerinden Fildişi Sahili ile idi.Çok fazla zorlanmadan bu maçı 86-47 lik ezici bir skorla tamamladık.

Gruplarda oynadığımız ikinci rakibimiz, basketbol dünyasının ekol ülkelerinden Rusya idi.Bu maçı da 65-56 kazanan milliler yoluna dolu dizgin devam ediyordu.

Sıra klüp takımları ile Avrupa’da bir çok kupa kazanan, Avrupa basketbolunun en önemli ülkelerinden biri olan ve bir önceki dünya şampiyonasında Amerika Birleşik Devletleri’ni yenerek tüm dünyayı şaşırtan Yunanistan’da idi.Bolca git gellerin yaşandığı ve baş başa geçen maçın sonunda 3. maçımızı da 76-65 lik kazanıyorduk.

Gruptaki dördüncü maçımız beklediğimizden çok daha zor geçti.Amerika’dan gelen ve hızlı oyuncuları ile tüm takımlara sorun çıkarabilecek kapasite de olan Porto Riko bizim de başımızı ağrıttı.Ancak milliler kendileri o kadar güveniyolardı ki maçın sonunda tabela da 79-77 üstünlüğümüz yazıyordu.

Gruptan çıkmayı garantileyen milli takımımız, artık rakibini seçmek için sahadaydı. Çin’e karşı mücadele eden dev adamlar 47 sayılık fark ile sahadan 87-40 üstünlükle ayrılıyor ve tüm rakiplerine ben geliyorum mesajı veriyordu.

Grubunu lider olarak tamamlayan milli takımımız D grubunun dördüncüsü olan Fransa ile karşılaşıyordu.Seyirci desteğini de sonuna kadar arkasına alan dev adamlar Fransa’ya da acımadılar ve baştan sona kadar üstün oynadıkları maçta 95-77 ile skorla yollarına dolu dizgin devam ettiler.

Çeyrek final de rakibimiz Slovenya idi.Daha önce bir başarısı olmayan ancak yakaladığı yetenekli genç nesil ile başarılı hedefleyen Slovenya takımı, başarıyı kafasına koymuş olan takımımız karşısında çok fazla varlık gösteremeden, 27 sayılık farkla kaybediyordu.Millilerimiz bu galibiyet hem moral buluyor hem de karşısına çıkacak olan rakiplerine göz dağı veriyordu.

Yarı finale geldiğimizde karşımıza çıkan rakip kimselere benzemiyordu.İsmi Yugoslavya iken Avrupa ve Dünya şampiyonlukları kazanmış,2001 yılında evimizde oynadığımız Avrupa Şampiyonası’nda kupayı elimizden alan ve turnuvanın ABD ile en büyük favorilerinden olan Sırbistan idi.Maç baştan sona bir an olsun kopmadı ve son yarım saniyeye kadar maçı kimin kazanacağı belli değildi.4,3 saniye kala 82-81 geride iken, herkes takımın yıldızı Hidayet’ten sayı bekliyordu ancak Kerem Tunçeri maçın bitimine 0,5 saniye kala attığı basketle 83-82 lik galibiyetimizi ilan ediyor ve finalde ABD’nin karşısına çıkıyorduk.

Finalde rakibimiz basketbolun doğduğu yer olan Mike Krzyzewski yönetimindeki Amerika Birleşik Devletleri vardı.Derrick Rose,Russell Westbrook ve Kevin Durant gibi süper yıldızların olduğu, NBA oyuncularından kurulu Amerika takımı turnuvanın en büyük şampiyonluk adayıydı.Müthiş seyirci desteği ile çıktığımız final maçında, zoru başarmak ve Amerika’yı devirmek istiyorduk.Ancak her hamle yaptığımzda Kevin Durant başta olmak üzere yaklaşmamıza izin vermediler.Sonuç olarak 81-64 lük skorla maçtan yenik ayrıldık ve evimizde düzenlediğimiz 2001’de ki Avrupa Şampiyonasından sonra bir gümüş madalya daha kazandık.

Müthiş başarı elde ettiğimiz bu turnuva da, yüzümüzü güldüren ve gururlandıran diğer olay ise Hidayet Türkoğlu’nun turnuvanın en iyi beşine seçilmesi olması oldu

Kaynak : Wikipedia

Paylaş

CEVAP VER